Kırmızı gül, aşkın ve kaybın sembolü olarak pek çok hikayeye ilham vermiştir. "Kırmızı Gül Demet Demet" türküsü de bu duygusal yükü taşıyan iki farklı öyküye sahiptir. Bir tarafta savaşa giden bir gencin annesinin yaşadığı derin acı, diğer tarafta ise bir annenin kaybettiği evladının ardından duyduğu tarifsiz yas yer alır. Her iki hikaye de sevgi, özlem ve kaybın insana yüklediği ağırlığı gözler önüne serer.
"Kırmızı Gül Demet Demet" türküsünün iki farklı hikayesi bulunmaktadır:
Birinci Hikaye: Zamanında Ali adında bir oğlan, savaş patlak vermeden önce bir güzele gönül vermiş ve evlenmiştir . Ancak evliliğinin daha kırkı çıkmadan askere çağrılmış ve sevdiğini anası ile baş başa bırakıp gitmiştir . Ali'nin uzun süre dönmemesi üzerine anası, tren istasyonunda oğlunu beklemeye başlamış, ancak hava kararınca eve döndüğünde gelininin odasında sesler geldiğini duymuş ve içeri girdiğinde oğlunun ve gelininin yatakta olduğunu görmüştür . Bu durum üzerine anası, oğlunu göremediği için aklını yitirmiş ve yollara düşmüştür .
İkinci Hikaye: Erzurumlu bir ana, kocasını kaybetmiş ve küçük oğluyla kalmıştır . Geçimini sağlamak için oğlunu Azerbaycan, Ermenistan ve İran'a giden kervanlara katmış, oğlan elişi giysileri satıp dönerken dağlardan kırmızı güller toplamıştır . Ancak bir gün Revan'a gittiği kervanla geri dönmemiş ve ana, oğlunu sormak için gelen her kervanın önünü kesmiştir . Sonunda Erzurum'a dönen kervandakilerden biri, anaya oğlunun Revan'da hastalanıp öldüğünü haber vermiştir . Ana, oğlunun ölümünden sonra "Kırmızı Gül Demet Demet" adlı ağıdı yakmıştır .